Çocuklarla oyunun diliyle çalışıyorum
Oyun, çocukların dilidir. Küçük yaş grubuyla çalışırken oyun temelli ve deneyimsel yöntemleri merkeze alıyor; çocuğun iç dünyasını güvenle ifade edebileceği bir alan oluşturuyorum. Gerektiğinde çocuğun gelişimini ve duygusal dünyasını anlamak için çocuk testleri ve resim analizinden de yararlanıyorum.
Ergenlerle: anlaşılmak ve alan
Ergenlik; kimlik, aidiyet, arkadaşlık ve akademik baskının iç içe geçtiği yoğun bir dönemdir. Gençlerle çalışırken önce güvene dayalı bir ilişki kuruyorum; çünkü bir genç ancak yargılanmayacağından emin olduğunda gerçekten konuşur. Akademik kaygı, sınav stresi, öfke ve duygu düzenleme, ekran kullanımı ve sosyal ilişkiler sık çalıştığımız başlıklardır.
Aileyle iş birliği
Çocuk ve ergen görüşmelerinde aile, sürecin doğal bir parçasıdır. Çocuğun mahremiyetini koruyarak, aileyle düzenli bilgilendirme ve yönlendirme görüşmeleri yapıyor; evde uygulanabilecek somut yaklaşımlar üzerinde birlikte çalışıyoruz.
Hangi başlıklarla başvuruluyor?
Ailelerin en sık dile getirdiği başlıklar aşağıdakiler. Hiçbiri “sorunlu çocuk” anlamına gelmez; hepsi çocuğun bir şeyi ifade etme biçimidir.
- Okula uyum ve okul reddi: Sabahları karın ağrısı, ağlama, gitmemek için direnme. Özellikle dönem başlarında ve okul değişikliklerinde sık görülür.
- Ani davranış değişiklikleri: Öfke patlamaları, geri çekilme, uyku ve iştah düzeninin bozulması, daha önce yapmadığı davranışların başlaması.
- Kaygı ve ayrılık kaygısı: Anne babadan ayrılamama, yalnız uyuyamama, “ya bir şey olursa” sorularının çoğalması.
- Akran ilişkileri: Dışlanma, arkadaş edinmede zorlanma, akran zorbalığına maruz kalma ya da yöneltme.
- Sınav kaygısı ve akademik baskı: Bildiğini sınavda unutma, erteleme, performans öncesi bedensel belirtiler.
- Ergenlikte kimlik ve iletişim: Kapanma, tartışmaların artması, ekran kullanımı, aidiyet arayışı.
- Geçişlere uyum: Taşınma, kardeş doğumu, boşanma süreci, kayıp.
Süreç nasıl ilerliyor?
1. Ebeveyn görüşmesi. İlk görüşmeyi genellikle yalnız aileyle yapıyorum. Çocuğun gelişim dönemi, günlük düzeni, okul ve aile bağlamı ile başvuru nedeninin ne zaman başladığı birlikte değerlendiriliyor. Bu görüşme, çocuğa yöneltilecek soruların yükünü ondan almaya da yarıyor.
2. Çocukla tanışma. İkinci aşamada çocuk ya da genç ile tanışıyoruz. Bu görüşmede bir “değerlendirme” havası kurmuyorum; amaç, ona kendini güvende hissettirecek bir ilişki başlatmak. Küçük yaş grubunda bu genellikle oyunun içinde gerçekleşir.
3. Değerlendirme ve plan. Gerektiğinde çocuk testleri ve resim analizi gibi destekleyici araçlardan yararlanıyorum. Bunlar tek başına tanı aracı değildir; görüşme ve aile bilgisiyle birlikte bir bütün olarak değerlendirilir. Ardından çalışma yönünü ve görüşme sıklığını aileyle paylaşıyorum.
4. Düzenli görüşmeler ve ebeveyn buluşmaları. Çocukla yürüyen çalışmanın yanında, belirli aralıklarla ebeveyn görüşmeleri yapıyoruz: evde neyin işe yaradığı, nerede zorlanıldığı ve nasıl destek olunabileceği konuşuluyor.
Oyun neden bir yöntem?
Bir çocuktan duygusunu adlandırmasını beklemek, çoğu zaman gelişimsel olarak mümkün olmayan bir şey istemektir. Oyun ise onun zaten kullandığı dildir: kurduğu sahne, seçtiği karakter, tekrarladığı senaryo — anlatamadığını gösterir.
Bu yüzden oyun bir “ısınma etkinliği” değil, çalışmanın kendisidir. Çocuk oyunda kendi hızıyla yaklaşır, kendi hızıyla uzaklaşır; zorlanan noktaya acele edilmez. Zamanla oyunda beliren örüntü, günlük yaşamdaki zorlanmayla birlikte anlamlandırılır.
Ne zaman başvurmalı?
Net bir ölçüt vermek gerekirse: zorlanma iki-üç haftadan uzun sürüyorsa ve çocuğun günlük yaşamını — okulunu, uykusunu, arkadaşlıklarını ya da ev içindeki ilişkilerini — etkilemeye başladıysa, bir değerlendirme görüşmesi yerinde olur.
Erken başvurmak “büyütmek” değildir; çoğu zaman süreci kısaltır. Bir görüşme sonunda “şu an bir çalışmaya gerek yok, şunları izleyelim” demek de mümkündür ve bu da bir sonuçtur.