Biraz gerginlik mi, işlevi bozan kaygı mı?
Sınav öncesinde biraz gergin olmak normaldir; dikkati toplamaya da yardım eder. Sorun, kaygının bildiğini gösterememeye yol açtığı noktada başlar. Öğrencilerden en sık duyduğum cümleler şunlar: “Evde çözüyorum, sınavda aklım boşalıyor.” “Denemeden önceki gece uyuyamıyorum.” “Başlamadan kötü geçeceğini biliyorum.”
LGS ve YKS yıllarında bu tablo daha görünür hâle gelir. Deneme sonuçlarının sık paylaşılması, sınıf içi karşılaştırmalar ve ailenin haklı ama yoğun beklentisi, öğrencinin her denemeyi büyük sınavın provası gibi yaşamasına yol açabilir.
Sınav kaygısının işaretleri
- Bedende: Sınav sabahı bulantı, karın ağrısı, baş ağrısı, çarpıntı, ellerde titreme.
- Düşüncede: “Kazanamazsam her şey biter”, “Herkes benden iyi” gibi keskin düşünceler; sınav sırasında dikkatin soruda değil saatte ya da başkalarında olması.
- Davranışta: Ders çalışmayı sürekli erteleme ya da tam tersine hiç ara vermeden saatlerce verimsiz biçimde masada oturma; deneme sınavlarına girmek istememe.
- Sonuçta: Evdeki çalışma ile sınav sonucu arasında tekrar eden, açıklanamayan bir fark.
Sınav kaygısında nasıl çalışıyoruz?
Sınav kaygısı çalışmalarında bilişsel davranışçı yaklaşımdan yararlanıyorum. Görüşmelerde genellikle şu başlıklar üzerinde duruyoruz:
- Kaygının haritası: Kaygının ne zaman başladığını (sınavdan günler önce mi, soruyu okurken mi), hangi düşünceyle yükseldiğini ve bedende nasıl hissedildiğini birlikte çıkarıyoruz.
- Düşünceyle çalışma: “Bu sınav hayatımı belirleyecek” gibi düşüncelerin ne kadar gerçekçi olduğunu öğrencinin kendi deneyimleriyle sınıyoruz. Amaç zorla olumlu düşünmek değil, daha dengeli bir iç ses bulmak.
- Beden için beceriler: Nefesi yavaşlatma ve dikkati yeniden soruya getirme gibi, sınav sırasında da kullanılabilecek kısa becerileri çalışıyor ve deneme sınavlarında deniyoruz.
- Erteleme ve çalışma düzeni: Ertelemenin arkasındaki kaygıyı konuşuyor, gerçekçi ve sürdürülebilir bir düzen üzerine düşünüyoruz. Ders anlatımı ya da okul rehberliğinin yerine geçen bir hizmet vermiyorum; rehberlik servisiyle çelişmeyen bir destek sunuyorum.
- Aile görüşmesi: Evde deneme sonuçlarının nasıl konuşulduğu öğrencinin kaygısını artırabilir ya da azaltabilir. Aileyle bu konuşmaların dilini birlikte gözden geçiriyoruz.
“Çocuğum okula gitmek istemiyor”: okul reddi
Okula gitmek istememe; okula başlama dönemlerinde, uzun tatil dönüşlerinde ve okul değişikliğinden sonra sık görülür. Bazı çocuklarda birkaç hafta içinde kendiliğinden azalır. Bazılarında ise sabah krizleri uzar, karın ağrısı ve ağlama her gün tekrarlanır, devamsızlık birikmeye başlar. Halk arasında “okul fobisi” diye de bilinen bu tablo için genellikle okul reddi ifadesi kullanılır.
Okul reddinin tek bir nedeni yoktur. Değerlendirmede şu olasılıkları ayrıştırmaya çalışıyorum:
- Ayrılık kaygısı: Çocuk okuldan değil, anne ya da babasından ayrı kalmaktan korkuyor olabilir. Evdeki bir hastalık, taşınma ya da kardeş doğumu bunu tetikleyebilir.
- Okulda yaşanan bir durum: Akran zorbalığı, bir öğretmenle yaşanan olumsuz deneyim ya da sınıfta mahcup olduğu bir an.
- Öğrenmede zorlanma: Derslerde geride kaldığını hisseden çocuk bu duygudan kaçmak için okuldan kaçınabilir. Gerektiğinde ilgili uzmanlara değerlendirme için yönlendiriyorum.
- Sosyal kaygı: Sınıfta söz almak, teneffüste bir gruba katılmak ya da yemekhanede yemek yemek çocuk için çok zorlayıcı olabilir.
Okula gitmek istemeyen bir çocuğun ebeveyni olarak
Sabah krizi anında yapılabilecekler sınırlıdır; asıl çalışma krizin dışındaki saatlerde yapılır. Yine de şu ilkeler yol gösterebilir:
- Önce bir çocuk doktoru değerlendirmesiyle karın ya da baş ağrısının bedensel bir nedeni olmadığından emin olun.
- Evde kalınan günleri tatil gününe dönüştürmemeye çalışın; ekran ve oyun, okul saati bitene kadar sınırlı kalsın.
- Sınıf öğretmeni ve rehberlik servisiyle konuşun. Okulda neler gözlemlendiğini bilmek, nedeni ayrıştırmada çok işe yarar.
- “Sen artık büyüdün” yerine “Sabahları çok zorlanıyorsun, birlikte bir yol bulacağız” deyin. Bu cümle çocuğun duygusunu kabul eder ama okulu seçenek dışı bırakmaz.
- Okuldan uzun süre tamamen uzak kalmak dönüşü zorlaştırır. Kademeli dönüş gibi seçenekleri okulla birlikte konuşmak çoğu zaman daha uygulanabilirdir.
Süreç nasıl başlıyor?
İlk görüşmeyi çoğunlukla yalnız ebeveynle yapıyorum: tablonun ne zaman başladığını, okulda ve evde neler olduğunu ve daha önce nelerin denendiğini konuşuyoruz. Ardından çocukla ya da gençle tanışıyorum. Küçük yaş grubunda bu tanışma oyun temelli olur; ortaokul ve lise öğrencileriyle konuşma temelli ilerleriz.
Sınava yakın başvurularda zaman kısıtlı olsa da çalışmak mümkündür; hedefler buna göre daraltılır. Ergenlik döneminin genel konuları için ergen danışmanlığı, çocuk çalışmalarımın tamamı için çocuk ve ergen danışmanlığı sayfalarına bakabilirsiniz.