Almanya’dan online · Türkçe

Almanya’da Yaşayan Türk Aileler İçin Online Çocuk ve Ergen Danışmanlığı

Dördüncü sınıfın sonunda gelen okul önerisi evde gerginliğe mi dönüştü, çocuğunuz Kita’ya uyum sağlayamıyor mu, ergen kızınız artık size yalnızca Almanca mı cevap veriyor? Almanya’da yaşayan ailelerle Türkçe, online ve çocuğun yaşına uygun bir çerçevede görüşüyorum.

Berlin’den Nürnberg’e: aileler ne anlatıyor?

Bana Almanya’dan yazan ailelerin cümleleri birbirine benziyor. Köln’de yaşayan bir anne, oğlunun ilkokul sonunda aldığı okul önerisini anlatırken sesinin titrediğini söylüyor. Berlin’de bir baba, kızının artık evde yalnızca Almanca cevap vermesinden yakınıyor. Hamburg’da bir aile, çocuğun anaokuluna (Kita) uyum sağlayamamasını konuşmak istiyor. Frankfurt’ta bir genç, sınıfta adıyla dalga geçilmesinden sonra okula gitmemek için sabahları karnının ağrıdığını söylüyor.

Bu ailelerin büyük kısmı Almanya’da doğmuş, okumuş, çalışıyor. Almancaları yeterli, çoğu zaman çok iyi. Yine de çocuklarıyla ilgili bir endişeyi anlatırken kendi dillerine ihtiyaç duyuyorlar. Çünkü anlatılacak şey tek bir davranış değil: akşam yemeğindeki sessizlik, Türkiye’deki babaannenin telefonda kurduğu cümle, iki kuşak arasındaki beklenti farkı, ebeveynin kendi çocukluğundan taşıdığı bir şey… Bunları çeviriyle anlatmak yorucu ve çoğu zaman eksik kalıyor.

Ben Antalya’da çalışan bir psikoloğum; Almanya’da yaşayan Türk ailelerle Türkçe ve online görüşüyorum. Berlin, Köln, Frankfurt, Hamburg, Düsseldorf, Stuttgart, Münih ve Nürnberg’deki ailelerle aynı çerçevede çalışıyorum. Şehir belirleyici değil; belirleyici olan tek şey saat farkı ve çocuğun yaşı.

İlkokul sonu: okul türü önerisi ve ailede biriken baskı

Almanya’da ilkokulun (Grundschule) sonunda çocuk için bir ortaokul türü önerisi veriliyor: Gymnasium, Realschule, Hauptschule ya da Gesamtschule gibi. İlkokul çoğu eyalette dört yıl, Berlin ve Brandenburg’da altı yıl sürüyor. Bu önerinin ne kadar bağlayıcı olduğu, ailenin itiraz edip edemeyeceği ve sonradan okul türleri arasında geçişin nasıl yapılacağı eyaletten eyalete değişiyor. Bu nedenle kuralın kendisini çocuğunuzun okulundan ya da bulunduğunuz eyaletin eğitim makamından teyit etmenizi öneririm; ben burada mevzuatı değil, o kararın aile içinde yarattığı duyguyu konuşuyorum.

Çünkü o dönem birçok evde aynı şeye dönüşüyor: dokuz-on yaşındaki bir çocuğun notları, ailenin Almanya’da geçirdiği bütün yılların karşılığı gibi okunmaya başlıyor. “Biz buraya çocuklarımız okusun diye geldik” cümlesinin ağırlığı tam bu haftalarda çocuğun omzuna iniyor. Ebeveyn “baskı yapmıyorum” dese bile çocuk ne beklendiğini annesinin yüzündeki ifadeden, telefonda konuşulanlardan ve akrabalar arasındaki “kimin çocuğu hangi okula gitti” karşılaştırmalarından anlıyor.

Ebeveyn görüşmelerinde iki şeyi birbirinden ayırmaya çalışıyoruz: çocuğun gerçekten zorlandığı yer neresi ve ailenin kendi kaygısı nerede başlıyor. Kararı yok saymadan, çocuğa taşıyabileceği bir dil kurmak mümkün. Değerlendirme dönemlerinde yükselen kaygı, sabah karın ağrıları ve okula gitmek istememe için sınav kaygısı ve okul uyumu sayfama da bakabilirsiniz.

“Çocuğum dil yüzünden yanlış değerlendiriliyor olabilir mi?”

Bu, Almanya’daki ailelerin en sık dile getirdiği kaygılardan biri. Evde Türkçe, okulda Almanca duyan bir çocuk bazı derslerde daha yavaş ilerleyebiliyor; aile bunun bir yetenek meselesi değil dil meselesi olduğunu düşünüyor ama bunu okulda anlatmakta zorlanıyor. Bazı ebeveynler de kendi okul yıllarından kalan bir güvensizlikle veli görüşmesine giriyor.

Burada dürüst olmam gerekiyor: çocuğunuzun dil düzeyini ölçmek ya da okuldaki değerlendirmenin doğru olup olmadığına karar vermek benim yapabileceğim bir şey değil. Rapor düzenlemiyorum, tanı koymuyorum, okula sunulacak bir belge vermiyorum. Bu süreç Almanya’da çocuğunuzun okuluyla, çocuk doktoruyla (Kinderarzt), okulun bağlı olduğu okul psikolojik danışmanlık birimiyle (Schulpsychologischer Dienst) ve gerekirse dil ve konuşma alanında çalışan bir uzmanla (Logopädin/Logopäde) yürür.

Benim çalıştığım yer bunun duygusal ve ilişkisel tarafı: çocuğun zamanla “ben zaten beceremiyorum” cümlesine dönüşen deneyimi, ebeveynin öfkesi ve çaresizliği, okulla konuşurken hangi bilgiyi hangi sırayla aktaracağınızın önceden planlanması. İki dille büyüyen çocuklarda dil gelişimine dair sık sorulanları iki dilli çocuk rehberinde ayrıca topladım.

“Çocuğum Türkçeyi kaybediyor”

Almanya’da doğmuş bir çocuk için Almanca çoğu zaman okulun, arkadaşların, oyunun ve ekranın dili oluyor. Türkçe ise evin, bayramın ve Türkiye’deki akrabaların dili. Zamanla ikisi arasındaki denge kayıyor: siz Türkçe soruyorsunuz, çocuk Almanca cevaplıyor. Bir süre sonra da cümleler kısalıyor.

Bu birçok ailede önce dil meselesi gibi görünüyor, ama altında başka bir şey var: “Benimle arasında bir mesafe açılıyor mu?” “Türkiye’ye gittiğimizde dedesiyle konuşamayacak mı?” “Ben mi yeterince çabalamadım?” Ebeveyn danışmanlığında bu suçluluk duygusunu konuşmak, dil konusunu evde bir çatışma alanı olmaktan çıkarmanın ilk adımı oluyor. Türkçeyi ceza ve ısrarla değil, çocuğun onu kullanmak isteyeceği alanlarla (oyun, mutfak, telefon görüşmeleri, tatil planı) sürdürmek çoğu ailede daha kolay ilerliyor.

Bir sınırı belirtmem gerek: dil ve konuşma gelişimini değerlendirmek benim alanım değil. Konuşma gecikmesinden şüpheleniyorsanız ilk adres çocuk doktoru ve işitme kontrolüdür.

Kita’da uyum: ilk haftalar ve sonrası

Evde yalnızca Türkçe duymuş bir çocuğun Kita’ya başlaması iki şeyin aynı anda olması demek: anneden ayrılmak ve bilmediği bir dilin içine girmek. İlk haftalarda ağlamak, sessizleşmek, eve gelince huysuzlaşmak ya da Kita’da hiç konuşmamak sık görülen uyum tepkileri. Bazı çocuklar yeni dili bir süre yalnızca dinleyerek öğreniyor ve aylarca neredeyse hiç konuşmuyor.

Bu tepkiler haftalar içinde yatışmıyorsa, uyku ve iştah bozuluyorsa, çocuk evde de konuşmayı bırakıyorsa ya da sabahları şiddetli bir direnç oluşuyorsa birlikte bakmakta fayda var. Ebeveyn görüşmelerinde ayrılık anının nasıl kurulduğunu, evdeki hazırlığı ve Kita’daki eğitimcilerle (Erzieherinnen) nasıl konuşulacağını adım adım planlıyoruz. Bu yaşta çocukla doğrudan online çalışmak mümkün olmadığı için ağırlık tamamen ebeveyn danışmanlığında oluyor.

Akran zorbalığı ve ayrımcılık deneyimi

“Teneffüste kimse benimle oynamıyor.” “Adımı yanlış söyleyip gülüyorlar.” “Öğretmen hep önce beni suçluyor.” Bu cümleler bazen sıradan bir akran çatışmasını, bazen de çocuğun gerçekten yaşadığı bir dışlanmayı anlatıyor. Ailenin ilk zorluğu çoğu zaman bu ikisini ayırt edememek oluyor; ikincisi de çocuğa “boş ver, takma kafana” dediğinde onu yalnız bırakmaktan korkmak.

Görüşmelerde çocuğun ya da gencin yaşadığını küçümsemeden dinliyorum. Bir yandan duygusal yükle çalışırken bir yandan da ebeveynin okulla nasıl konuşabileceğini planlıyoruz: kiminle görüşülecek, ne yazılı olarak iletilecek, hangi somut olaylar not alınacak. Okulda süregelen bir zorbalık ya da ayrımcılık varsa okulun ve gerekirse ilgili kurumların devreye girmesi gerekir; psikolojik danışmanlık bunun yerine geçmez, yanında yürür.

Jugendamt ile temas eden ailelerde kaygı

Bazı aileler bana, Jugendamt’la bir temas olduktan sonra yazıyor. Bu temas bazen ailenin kendi talebiyle, bazen okul ya da bir sağlık kurumu üzerinden başlıyor. Nedeni ne olursa olsun evdeki duygu çoğu zaman aynı: yoğun bir korku ve utanç. “Çocuğumuzu alırlar mı?” sorusu geceleri uyutmuyor; eşler birbirini suçlamaya başlıyor; ebeveyn, çocuğuyla kurduğu her ânı dışarıdan izleniyormuş gibi yaşıyor.

Bu konuda net olmak istiyorum: hukuki tavsiye vermiyorum. Sürecin hukuki tarafı için bir avukata ya da bulunduğunuz yerdeki bağımsız aile ve eğitim danışma merkezlerine (Erziehungsberatungsstelle) başvurmanız gerekir; Almanya’daki bu merkezlerin danışmanlığı genellikle ücretsizdir. Yazışmaların, toplantıların ve kararların içeriğiyle ilgili hiçbir yönlendirme yapmam.

Benim çalışabileceğim yer ailenin duygusal yükü: korkunun ebeveynlik üzerindeki etkisi, eşler arasındaki gerilim, çocuğun bu süreçte neyi ne kadar anladığı ve ona nasıl anlatılacağı, ebeveynin kendi çocukluğundan tetiklenen duygular. Bu yük konuşulmadan taşındığında hem ebeveyni hem de çocukla kurulan ilişkiyi yıpratıyor.

Ergende kimlik: iki dünyanın arasında

Ergenlik zaten “ben kimim?” sorusunun yüksek sesle sorulduğu bir dönem. Almanya’da büyüyen bir gençte bu soruya bir katman daha ekleniyor: Stuttgart’taki okulda “Türk”, yazın Türkiye’de “Almancı” olarak görülmek. Bazı gençler ailenin kültürüne sert biçimde karşı çıkıyor, bazıları tam tersine kimliğe sıkıca tutunuyor, bazıları da iki taraftan birine tam ait olamamanın sessiz yalnızlığını yaşıyor.

Görüşmelerde gence “doğru” bir kimlik seçtirmeye çalışmıyorum. İki dünyayı da taşıyabileceği, kendine ait bir yer bulmasına eşlik ediyorum. Aynı dönemde ebeveynle olan çatışmalar (saat kuralları, arkadaş seçimi, telefon, dinî ve kültürel beklentiler) da sıklıkla konu oluyor; bunlarda gençle ve aileyle ayrı ayrı çalışmak genellikle daha işlevsel. Ergenlerle nasıl çalıştığımı ergen danışmanlığı sayfasında ayrıntılı anlattım.

Almanya’da Türkçe konuşan bir uzman bulmanın zorluğu

Almanya’da çocuk ve gençlerle çalışan nitelikli uzmanlar var; sorun uzman olmaması değil. Ailelerin anlattığı zorluk daha çok şu: Türkçe konuşan, çocuk ve ergen alanında çalışan birini bulmak her şehirde kolay değil ve bulunduğunda da hemen bir yer açılmıyor. Bekleme süreleri bölgeye, kuruma ve çocuğun yaşına göre değişiyor; güncel durumu ancak başvurduğunuz kurumdan ya da çocuk doktorunuzdan öğrenebilirsiniz. Ben buraya bir süre ya da oran yazmak istemiyorum, çünkü bu bilgi yerel olarak çok değişiyor.

Online görüşme bu tabloda yerel desteğin yerine geçen bir şey değil. Çoğu ailede işlevi şu oluyor: beklerken yalnız kalmamak, evdeki gerginliği büyümeden konuşmak ve ebeveyn olarak ne yapacağını bilmenin verdiği rahatlamayı kazanmak. Yüz yüze bir değerlendirme gerektiğini düşünürsem bunu açıkça söylerim.

Hangi başlıklarda çalışıyorum?

  • Taşınma ve okul değişikliği sonrası uyum zorlanmaları
  • Okula gitmek istememe, sabah karın ağrıları, değerlendirme ve sınav dönemi kaygısı
  • Akran ilişkileri, dışlanma ve zorbalık deneyiminin duygusal etkisi
  • Öfke patlamaları, içe kapanma, kardeş kıskançlığı, uyku ve ayrılık kaygısı
  • Ergenlikte kimlik, aidiyet, ebeveynle çatışma ve ekran kullanımı
  • İki dilli evde Türkçenin zayıflamasının ailede yarattığı kaygı ve suçluluk
  • Ebeveynlik: sınır koyma, tutarlılık, eşler arasında farklı tutumlar

Çalışmada bilişsel davranışçı yaklaşımın çerçevesinden, çocuklarda oyun temelli yöntemlerden ve gerektiğinde çocuk testleri ile resim analizinden yararlanıyorum. Bu araçların hangilerinin online bir süreçte kullanılabileceğini bir sonraki bölümde açıkça yazdım.

Küçük çocukta çalışmanın sınırı: dürüst bir çerçeve

Online görüşme her yaş için aynı şekilde işlemiyor; bunu baştan söylemek istiyorum.

  • Okul öncesi ve ilkokul çağı: Küçük çocuklarla yürüttüğüm oyun temelli çalışma aynı odada, oyun materyalleriyle kurulan bir ilişkiyle ilerliyor ve ofiste yapılıyor. Beş yaşındaki bir çocukla bunun aynısını ekran üzerinden yapmak mümkün değil. Bu yüzden yurt dışında yaşayan ailelerde küçük yaşta ağırlık ebeveyn danışmanlığındadır: çocuğun davranışını birlikte anlamlandırır, evde uygulanabilecek somut adımları planlar ve bu adımların nasıl gittiğini düzenli görüşmelerde değerlendiririz.
  • Ortaokul ve lise çağı: Ergenle doğrudan online görüşüyorum. Birçok genç kendi odasından, kulaklığıyla konuşmayı bir kuruma gitmekten daha doğal buluyor. Gençle yapılan görüşmelerin yanında belirli aralıklarla ebeveyn görüşmeleri de yapıyoruz.
  • Ebeveynler: Çocuk hiç katılmasa bile ebeveyn danışmanlığı başlı başına bir süreç olabilir. Anne ve baba ayrı şehirlerde ya da ayrı evlerde yaşıyorsa ikisi de kendi cihazından aynı görüşmeye katılabilir.

Yaz tatilinde Antalya’ya geliyorsanız Muratpaşa’daki ofiste yüz yüze bir tanışma ya da küçük çocukla oyun temelli bir görüşme planlanabilir; tarihleri önceden konuşuyoruz.

Süreç ve ilk görüşme

  1. İlk mesaj: WhatsApp’tan yaşadığınız şehri ve çocuğunuzun yaşını yazmanız yeterli. Konunun ayrıntısını mesajda anlatmanız gerekmiyor.
  2. İlk görüşme ebeveynle: İlk görüşmeyi çocuk ya da genç olmadan, yalnız ebeveynle yapıyoruz. Neyin ne zaman başladığını, okulda ve evde neler olduğunu, daha önce nerelere başvurduğunuzu konuşuyoruz.
  3. Çerçevenin belirlenmesi: Bu görüşmenin sonunda süreci ebeveyn danışmanlığı olarak mı sürdüreceğimizi, gençle doğrudan görüşmeye mi geçeceğimizi ya da Almanya’da yüz yüze bir başvuruyu mu önerdiğimi açıkça paylaşıyorum.
  4. Teknik hazırlık: Görüntülü görüşmenin bağlantısı randevudan önce size iletiliyor. Sessiz bir oda ve kulaklık yeterli.
  5. Düzenli görüşmeler: Bir görüşme yaklaşık 50 dakika sürüyor; sıklığını ailenin ihtiyacına ve saat farkına göre birlikte belirliyoruz.

Görüşmeleri Türkçe yürütüyorum. Türkçesi sınırlı olan küçük bir çocukla doğrudan çalışmak yerine ebeveyn görüşmeleri daha uygun oluyor; ergen Türkçe konuşmakta zorlanıyorsa bunu ilk görüşmede açıkça değerlendiriyoruz.

Saat farkı ve okul çıkışına göre randevu

Türkiye yıl boyu UTC+3 saat diliminde ve yaz saati uygulaması yok. Almanya’da ise saatler mart ve ekim aylarının son pazar günü değişiyor. Bu yüzden fark mevsime göre değişiyor: Almanya kışın Türkiye’nin 2 saat, yazın 1 saat gerisinde.

Görüşme saatlerim Türkiye saatiyle Pazartesi–Cumartesi 09:00–17:00 arasında. Bu, Almanya’da kışın 07:00–15:00, yazın 08:00–16:00 demek. Somut bir örnek: Köln’de okuldan 13:30’da çıkan bir genç için kışın yerel saatle 14:30’daki bir randevu, Türkiye saatiyle 16:30’a denk geliyor ve uygun. Yazın aynı görüşme yerel saatle 15:30’a kadar planlanabiliyor. Daha geç bir saat isteyen gençler için cumartesi günleri genellikle daha rahat.

Ebeveyn görüşmeleri ise çocuklar okuldayken sabah saatlerine de yerleşebiliyor; örneğin Hamburg’da yerel saatle 09:00 bir ebeveyn görüşmesi için uygun bir zaman. Saatlerin değiştiği hafta randevuyu birlikte yeniden teyit ediyoruz; böylece kimse boş bir ekranın karşısında beklemiyor.

Sınırlar: sigorta, rapor ve tanı

Üç konuda baştan net olmak istiyorum:

  • Bu görüşmeler Türkiye’den yürütülen psikolojik danışmanlık görüşmeleridir ve Almanya’daki sağlık sigortanız (Krankenkasse) tarafından karşılanmaz.
  • Okula, Jugendamt’a, mahkemeye ya da herhangi bir kuruma sunulmak üzere resmî rapor ya da belge düzenlemiyorum.
  • Psikolog olarak tanı koymuyorum ve ilaç önermiyorum. Tıbbi bir değerlendirme gerektiğinde (kendine zarar verme, ciddi uyku ya da yeme sorunları, dikkat ve gelişimle ilgili sorular gibi) Almanya’da bir çocuk doktoruna ya da çocuk ve ergen psikiyatristine başvurmanızı öneririm.

Görüşmelerde konuşulanlar gizlidir. Gencin anlattıklarının ayrıntısı, onun izni olmadan ebeveyne aktarılmaz; bunun tek istisnası gencin ya da bir başkasının güvenliğinin risk altında olmasıdır. Bu kuralı ilk görüşmede hem gençle hem aileyle açıkça konuşuyoruz.

Acil durumlar ve Almanya’daki destek hatları

Kendine zarar verme, intihar düşüncesi, evde güvenliği tehdit eden bir durum ya da akut bir kriz varsa online görüşme uygun değildir. Böyle bir durumda beklemeden acil hattı arayın. Aşağıdaki hatlar ücretsizdir ve çocuklar ile gençler de kendileri arayabilir:

  • Acil durum (polis, itfaiye, ambulans): 112 — ücretsiz, 7/24
  • Nummer gegen Kummer — çocuk ve genç hattı: 116 111 — Pazartesi–Cumartesi 14:00–20:00, ücretsiz ve anonim
  • Elterntelefon — ebeveyn hattı: 0800 111 0 550 — Pazartesi, Çarşamba ve Cuma 09:00–17:00; Salı ve Perşembe 09:00–19:00, ücretsiz
  • TelefonSeelsorge: 0800 111 0 111 — 7/24, ücretsiz ve anonim

Numaralar 19.09.2026’da ilgili kuruluşların resmi sitelerinden kontrol edildi; çalışma saatleri değişebilir.

Çift, evlilik ya da yetişkin konularında

Başvuru nedeniniz çocuktan çok eşinizle ilişkiniz ya da kendi yaşadıklarınızsa, meslektaşım Psikolog Sertaç Kırvar’ın Almanya’da yaşayanlar için Türkçe online görüşmeler ve yurt dışında yaşayanlar için online görüşmeler sayfalarına bakabilirsiniz. Kendi alanımda yetişkinlerle panik atak ve kaygı ile cinsel danışmanlık konularında online görüşüyorum.

Almanca bilgi almak isteyen eşiniz, yakınlarınız, öğretmenler ya da okul çalışanları için Almanca bir bilgi sayfası hazırladım. Diğer ülkelerdeki ailelerle nasıl çalıştığımı ise yurt dışında yaşayan Türk aileler sayfasında topladım.

Son güncelleme: 19 Eylül 2026

Sıkça sorulan sorular

Almanya’daki ailelerin sorduğu sorular

Almanya’da Türkçe konuşan çocuk psikoloğu nasıl bulunur?

Yerelde arıyorsanız başlangıç noktaları çocuk doktorunuz (Kinderarzt), okulun rehberlik ya da sosyal hizmet birimi ve bulunduğunuz yerdeki aile ve eğitim danışma merkezleri (Erziehungsberatungsstelle) oluyor; bu merkezlerin danışmanlığı genellikle ücretsizdir. Türkçe konuşan bir uzman aradığınızı en baştan söylemeniz aramayı kısaltıyor. Her şehirde Türkçe konuşan bir çocuk ve ergen uzmanı bulmak kolay değil ve bulunduğunda hemen yer açılmayabiliyor; bekleme süresi bölgeye ve kuruma göre değişir. Ben Türkiye’den, Türkçe ve online olarak ebeveyn danışmanlığı ile ergen görüşmeleri yapıyorum.

Online çocuk psikoloğu işe yarar mı?

Yaşa bağlı. Ergenlerle online görüşmeler çoğu zaman iyi işliyor; birçok genç kendi odasından konuşmayı daha rahat buluyor. Okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklarla yaptığım oyun temelli çalışma ise aynı odada, oyun materyalleriyle yürüdüğü için ekrana taşınamıyor. Bu yaşta ağırlığı ebeveyn danışmanlığına veriyoruz: çocuğun davranışını birlikte anlamlandırıp evde uygulanacak adımları planlıyoruz. Çocuğun doğrudan değerlendirilmesi gerekiyorsa Almanya’da yüz yüze bir başvuruyu öneririm.

Çocuğum Türkçe konuşmuyor, görüşme hangi dilde olacak?

Görüşmeleri Türkçe yürütüyorum. Türkçesi sınırlı olan küçük bir çocukla doğrudan çalışmak yerine ebeveyn danışmanlığı daha uygun oluyor; bu durumda çocuk görüşmeye katılmaz, siz katılırsınız. Ergen Türkçeyi anlıyor ama konuşmakta zorlanıyorsa sürecin onun için işleyip işlemeyeceğini ilk görüşmede birlikte değerlendiriyoruz. Almanca görüşme yapmıyorum; Almanca yalnızca bilgi sayfam üzerinden mevcut.

Okuldan gelen değerlendirmeyi nasıl anlamalıyım?

Okulun verdiği değerlendirmenin ya da önerinin içeriğini yorumlamak, doğruluğunu denetlemek benim alanım değil; bunun için okulun kendisi, okul psikolojik danışmanlık birimi ve bulunduğunuz eyaletin kuralları belirleyici. Ebeveyn görüşmelerinde yapabileceğimiz şey farklı: bu değerlendirmenin sizde ve çocuğunuzda yarattığı duyguyu konuşmak, çocuğa nasıl anlatacağınızı planlamak ve okulla yapacağınız görüşmeye hangi somut örneklerle hazırlanacağınızı birlikte çalışmak. Genel bir öneri olarak, konuşma öncesinde tarih ve olay bazlı kısa notlar tutmak çoğu ebeveyne yardımcı oluyor.

Görüşmeleri sigorta karşılıyor mu?

Hayır. Bu görüşmeler Türkiye’den yürütülen psikolojik danışmanlık görüşmeleridir; Almanya’daki Krankenkasse ya da özel sağlık sigortanız tarafından karşılanmaz ve geri ödemeye esas bir belge düzenlenmez. Ücret ve ödeme bilgisi randevu sırasında bildirilir.

Okul ya da bir kurum için rapor verilir mi?

Hayır. Okula, Jugendamt’a, mahkemeye ya da başka bir kuruma sunulmak üzere resmî rapor, belge ya da görüş yazısı düzenlemiyorum; tanı da koymuyorum. Böyle bir belgeye ihtiyacınız varsa bunu Almanya’da ilgili hekim ya da yetkili kurum üzerinden yürütmeniz gerekir.

Jugendamt’la bir sürecimiz var, bu konuda destek alabilir miyiz?

Sürecin hukuki tarafında size yol gösteremem; bunun için bir avukata ya da bağımsız bir aile ve eğitim danışma merkezine başvurmanız gerekir. Ebeveyn görüşmelerinde çalışabileceğimiz şey ailenin duygusal yükü: korku ve utancın ebeveynliğinize etkisi, eşler arasındaki gerginlik, çocuğun bu süreçte neyi anladığı ve ona nasıl anlatılacağı. Bu yükü konuşmak, sürecin kendisini değiştirmese de ailenin taşıma kapasitesini değiştiriyor.

Ergenim konuşmak istemiyor, ne yapabilirim?

İkna etmeye çalışmak yerine ilk adımı siz atabilirsiniz; ilk görüşme zaten yalnız ebeveynle yapılıyor. Gence “seni düzeltmek için” değil, “evde hepimiz zorlanıyoruz, konuşabileceğin biriyle bir kez tanış, devam edip etmemeye sonra birlikte karar veririz” demek direnci azaltabiliyor. Kendi odasından ve kulaklıkla konuşmak birçok genç için bir kuruma gitmekten daha kolay oluyor. Gencin anlattıklarının ayrıntısının izni olmadan size aktarılmayacağını baştan bilmesi de katılmayı kolaylaştırıyor.

Almanya’dan ilk adım

Almanya’daki Türk Aileler

Yaşadığınız şehri ve çocuğunuzun yaşını yazmanız yeterli. Saat farkını da hesaba katarak size uygun bir görüşme zamanı planlayalım.